Topluluk Önünde Konuşma Tercihinde Cinsiyet Farkları

Giriş

Topluluk önünde konuşma korkusu en yaygın fobilerden biridir (Blote et al. 2009). Kadınlar ve erkeklerin cinsiyet rolleri arasındaki farklar kapanma eğilimi gösterse de cinsiyete dayalı farklılıkların sosyal ve ekonomik hayatta neden olduğu cinsiyet uçurumu problemi, sanayileşmiş ülkelerde bile varlığını sürdürmektedir. Kadınlar erkeklere göre daha çok kısmi zamanlı işlerde istihdam etmekte ve daha az para kazanmakta. Kurumsal, akademik, politik alanda liderlik gerektiren pozisyonlarında hala yetersiz temsil edildiği gözlemlenmektedir(Blau ve Khan, 2008, 2017; Goldin, 2014, Olivetti ve Petrongolo,). Ekonomide cinsiyet eşitliğinin derecesini ölçmenin birçok yolu olsa da, öne çıkan, özellikle birim zaman başına kazanç veya ücrettir. Göreceli kazançlar genellikle bireylerin sosyal ve ekonomik olarak nasıl değerlendiğini gösterdiğinden, erkekler ve kadınlar arasındaki kazanç oranları toplumsal hareketlerin afişleri olmuştur.OECD(2022) istatistiklerine göre erkeğin kazandığı her 1 dolara karşılık bir kadın Güney Kore’de 0.69\(, Amerika'da 0.82\), Joponya’da 0.78$ ve Türkiye’de 0.90$ kazanmaktadır. Ücret uçurumunun yanı sıra istihdam edilen alanlarda ve istihdam edilme süresinde de eşitsizlik vardır. Dünya genelinde erkeklerin %10’u yarı zamanlı işlerde istihdam ederken, bu oran kadınlarda %25’e kadar yükselmektedir. Kurumsal iş ortamının yanı sıra kadınlar politik arenada da liderlik gerektiren pozisyonlarda yetersiz şekilde temsil edilmektedir. Dünya genelinde 156 mecliste kadın vekillerin oranı %25 ve kadın bakanların oranı %22 gibi düşük bir seviyededir.(IPU,2021; WEF,2021). (Andersen vd., 2012; Backus vd., 2016; Blau ve Kahn, 2008; Croson ve Gneezy, 2009; Ertac ve Gurdal, 2012; Niederle, 2016; Öneş, 2019) Kadınların liderlik gerektiren pozisyonlarda neden daha az temsil edildiğine ilişkin çeşitli argümanlar sunmaktadırlar. Psikolojik açıdan incelendiğinde, bireylerin; iş tercihi, talep edilen ücret ve kariyer basamaklarında ne kadar yükseleceğini etkilediğini iddia eden geniş bir literatüre göre kadınlar; erkeklere göre risk almaktan daha çok kaçınmakta, erkeklere göre rekabet etmek istememekte, erkeklere kıyasla kendi beceri ve kabiliyetlerine daha az güvenmekte, maaş pazarlığı yapmaktan çekinmekte ve liderlik gerektiren pozisyonlara gelmeyi daha az tercih etmektedirler (Azmat ve Petrongolo, 2014; Bertrand, 2011; Niederle, 2016; Öneş, 2019). Yakın zamanda gerçekleştirilen bazı çalışmalar cinsiyet uçurumunda başka psikolojik kişilik özelliklerinin de etkili olabileceğini öne sürmüşlerdir. Liderlik tercihlerinde kadın ve erkeklerin bireysel tercihlerini araştıran Alan vd. (2020) saha deneyinde kadınların, başkaları tarafından inceleneceklerini düşündükleri görevlerden erkeklere göre daha çok kaçınma eğiliminde olabileceğini öne sürmektedirler. Bu eğilimin de kadınların kurumsal ve politik arenada liderlik pozisyonlarında erkeklerden daha az görünür olmalarının nedenlerinde biri olabileceğini iddia etmişlerdir. De Paolo vd.’ye (2021) göre liderlik pozisyonlarına gelmek isteyenler için topluluk önünde konuşma becerisi oldukça önemli olmasına rağmen gerçekleştirdikleri doğal saha deneyinde, kadın öğrencilerin topluluk önünde konuşmaktan erkeklere göre daha çok kaçındıklarını saptamışlardır. İki çalışmanın ortak bulgusuna göre kadınların liderlik gerektiren pozisyonlarda erkeklere göre yetersiz temsilinin nedenlerinden biri, kadınların topluluk önünde konuşma gibi başkaları tarafından incelenecekleri eylemlerde erkeklere göre daha az istekli olmaları sayılabilir. İktisadi açıdan ele alındığında topluluk önünde konuşmaktan kaçınmak bireyin kariyer basamaklarında yükselme ihtimalini azaltabilirken, alabileceği maaşı da düşürebilmektedir (Schneier, 2003). Topluluk önünde konuşmaktan kaçınmayı tercih şekilde modelleyen güncel bir çalışmada Buser ve Yuan (2020) ise topluluk önünde konuşma tercihinde cinsiyete dayalı anlamlı bir farka ulaşamamışlardır. Bu bağlamda, mevcut referanslardan yola çıkarak bu makalede liderlik tercihleri çerçevesinde cinsiyetin topluluk önünde konuşma tercihi ile ilişkisinin incelenmesi ve bu tercihi etkileyen psikolojik ve sosyoekonomik faktörlerin belirlenmesine yönelik bir araştırmaya odaklanmaktadır. Bu bağlamda, mevcut literatürden elde edilen bulgular ışığında, cinsiyet eşitliği ve liderlik tercihleri arasındaki ilişkiyi daha iyi anlamak için önemli bir adım olarak değerlendirilmektedir.

İlgili Literatür

Kadın ve erkek cinsiyet rollerinin birbirine yaklaşması, geçtiğimiz yüzyılın en önemli toplumsal ilerlemelerinden biridir(Goldin,2014). Hala günümüzde, kadınlar genellikle erkeklere kıyasla daha düşük ücretlerle, çoğunlukla daha düşük gelir getiren kısmi zamanli işlerde istihdam edilmektedir.Geleneksel yaklaşıma göre, cinsiyet uçurumuna neden olduğu düşünülen faktörker; i) üretkenlik, ii)ayrımcılık ve iii) bireysel tercihler şeklinde üç ana başlık altında toplanmaktadır (Azmat ve Petrongolo, 2014). İktisatta cinsiyet uçurumunu açıklamaya çalışan deneysel çalışmaların önemli bir bölümü, bireysel tercihlerde kadın ve erkekler arasında farklılaşan psikolojik faktörlerin etkilerine odaklanmaktadır. Bu çalışmalar; a) kadınların erkeklere göre rekabet etmekte daha isteksiz olmalarının (Almås vd., 2013; Buser, 2012; Dreber vd., 2014; Ertac ve Szentes, 2012; Gneezy vd., 2009; Niederle ve Vesterlund, 2007) ; b) kadınların erkeklere kıyasla riskten daha çok kaçınmalarının (Dohmen ve Falk, 2011; Eckel ve Grossman, 2008; Ertac vd., 2018),c) kadınların kendi kabiliyetlerine daha az güvenmelerinin (van Veldhuizen, 2017) , d)kadınların erkeklerden daha kötü müzakereci olmalarının (Babcock vd., 2003; Hernandez-Arenaz ve Iriberri, 2018; Small vd., 2007) e) kadınların kendilerini ön plana çıkarmaktaisteksiz davranmalarının (Exley ve Kessler, 2019) f) lider olmak ile ilgili farklı tercihlerinin (Alan vd., 2020; Andersen vd., 2012; Ertac ve Gurdal, 2012; Grossman vd., 2019; Preece veStoddard, 2015) kadın ve erkek ücret uçurumunun, liderlik pozisyonlarda yetersiz temsilinin nedenleri arasında olabileceğini gösteren sağlam deliller ortaya koymuşlardır. Burada davranışsal ve deneysel iktisat bağlamında psikolojik kişilik özelliklerinde cinsiyete dayalı farklılıklara ilişkin itirazlar da bulunmaktadır. Sent ve van Staveren (2019) bireysel tercihlere ilişkin çoğu çalışmayı analiz etmiş risk alma veya rekabet etme gibi konularda saptanan cinsiyet farklılıklarının tercihleri etkileyecek kadar büyük olmadığını ya da bazı durumlarda yayın yapma yanlılığından etkilendiğini iddia etmektedirler. Kadınların erkeklere göre risk almaktan uzak durması ve rekabet etmekten kaçınmaları, liderlik tercihlerinde cinsiyet farklılıklarının belirleyicilerinden biri olup (Alan vd., 2020; Backus vd., 2016; Ertac ve Gurdal, 2012; Grossman vd., 2019), rekabet ortamında çatışma ihtimali nedeniyle kadınlar lider olmayı bilerek tercih etmeyebilmektedir. Bireylerin topluluk önünde konuşma tercihini etkileyen faktörler arasında; yaş, konuşma deneyimi, fiziksel görünüş, ses tonu, psikolojik kişilik özellikleri, cinsiyet gibi kişiye özgü özellikler ve dinleyicinin ilgi düzeyi, kişinin konuya aşınalığı, konuşmanın kişinin kariyerinde etkisi gibi elementler bulunmaktadır (bippus ve Daly, 1999;Bodie,2010;de Paola vd, 2021; Marinho vd,2017;).

Saha Deneyi

Bu makalede Maria de Poalo, Rosetta Lombardo , Valeria Pupo ve Vincenzo Scoppa’nın ortak çalışması: “Kadınlar topluluk önünde konuşmaktan çekiniyor mu?” makalesinde yapmış olduğu saha deneyini inceliyoruz.Öğrenciler topluluk önünde konuşma, kariyer fırsatları ve liderlik pozisyonları için önemli bir beceridir, ancak birçok kişi , teşvik edilmiş ortamda kadın ve erkeklerin topluluk önünde konuşma isteklerinde farklılık gösterip göstermediklerini analiz etmek için saha deneyleri yapma eğilimindedir. Calabria Üniversitesi’ndeki dört lisans dersi üzerinde 2018-2019 akademik yılında kayıtlı 525 öğrenciyi kapsayan bir saha deneyi yürütüyoruz: Mikroekonomi, İktisadın İlkeleri ve Ekonometri’den oluşan iki ders ve 4 farklı Lisans Programı tarafından sunulmaktadır. Bu zorunlu derslerin tümü, 60 saatten fazla öğretimi kapsayan ikinci yarıyılda (Şubat’tan Haziran’a kadar) gerçekleştirildi. Her ders için, tüm öğrenciler derslere aynı eğitmen ve öğretim materyali ile, aynı odada ve aynı saatte katıldılar.Kursların başında öğrencilerden çevrimiçi bir form doldurmaları ve aile geçmişleri, risk tercihleri, özgüvenleri ve özsaygıları hakkında kısa bir anket doldurmaları istendi. Amaç, seçimi yönlendirebilecek ve topluluk önünde konuşma görevindeki performansı etkileyebilecek bir dizi bireysel özellik hakkında bilgi toplamaktı. Öğrencilere cevaplarının sınavda dikkate alınmayacağı konusunda güvence verildi.Öğrenciler anketi tamamlamadan önce onlara deneyden bahsedilmemiş. Benzer şekilde, davranışlarını etkilemekten kaçınmak için, ders verirken topluluk önünde konuşma ve cinsiyet konusundan hiç bahsedilmemiş. Daha sonra, yaklaşık üç haftalık kurslardan sonra, öğrencilere evde bir dizi alıştırma/soru çözerek, çözümleri sunarak ve sözlü olarak sunmayı kabul ederek sınavın final notuna eklemek için iki ekstra puan alma olanağına sahip olduklarını bildirdik (bunu yapmak için rastgele seçilirse): a) sınıfın önünde (artı eğitmen); b) Mesai saatleri içinde öğretim elemanında. Tipik olarak, bir sınıf, yaklaşık 90 öğrencinin katıldığı Ekonometri hariç, 100’den fazla öğrenciden oluşur. Her derse kayıtlı öğrencilerin listesini (toplam 525) aldıktan sonra, öğrencilerin aşağıdaki değişkenlere göre sınıflandırılmasına geçilmiş: katıldığı ders (Mikroekonomi, Ekonominin İlkeleri (Hukuk); İktisadın İlkeleri (Siyaset Bilimleri); Ekonometri); cinsiyet; Lise Sınıfı (4 çeyreğe bölünmüştür). Daha sonra öğrenciler rastgele “Sınıfa Sunum” veya “Öğretim Elemanına Sunum”; Prosedür, ilk gruba 261 öğrenci ve ikinci gruba 264 öğrenci atadı. Her grupta yer alan öğrencilerin listesi, tamamlanması gereken ödevlerle birlikte derslerin web sayfalarında yayınlandı. Öğrencilere, problem seti çözümlerini sunarak sözlü sunum görevine katılıp katılmayacaklarını seçmeleri için iki hafta süre verildi (öğrencilerin çözmesi gereken bazı alıştırma / soru örnekleri Ek A’da bildirilmiştir). Toplam 189 öğrenci (derslere kayıtlı öğrencilerin %36’sı) katılmaya karar verdi. Çözümlerin sunulmasıyla birlikte öğrenciler, tedavi grubuna bağlı olarak bunları sınıfa veya öğretim elemanına sözlü olarak sunmayı kabul ettiler. Ödevlerini teslim eden öğrenciler - sözlü sunum için çekilip çekilmediklerine bakılmaksızın - final notuna eklenmek üzere iki puan bonus aldılar. Çalışmalarını teslim eden ve sözlü sunum için rastgele çekilen öğrencilerden, sunum günü devamsızlık yapan veya sunum yapmayı reddeden öğrencilerin, sınavda aldıkları final notundan iki puan indirim cezası ile cezalandırıldığını duyurulmuş. Sunumlar, problem seti çözümünün sunulmasından bir hafta sonra planlandı. Tek bir sunum 10-12 dakika sürecek şekilde planlandı. Zaman uygunluğu sınırlamaları nedeniyle, ödevi teslim eden öğrencilerin sadece üçte biri her gruptan rastgele seçildi. Eğitmenin hem sınıfa sunum sırasında hem de ofis saatlerinde sunum sırasında hazır bulunmasını sağlamak için, iki tür sunumu takip eden iki gün içinde düzenlendi. İlk gün, öğretim dersinin sonunda, her öğretim elemanı, sunum için rastgele seçilen öğrencilerin isimlerini öğretim elemanına iletti; Bu öğrencilerin öğretim elemanına ofisinde katılmaları ve ona bir alıştırma/soru sunmaları istendi. Ertesi gün, dersin başında, eğitmen sınıfa sunması gereken öğrencilerin listesini iletti ve rastgele bir sırayı izleyerek, sınıfa ev ödevinin bir alıştırmasını/sorusunu sözlü olarak sunmaya davet edildiler (problem setinin öğrencilere sunulduğu sırayı takip ederek). Deneyin tüm kuralları öğrencilere açıklanmış ve derslerin web sayfalarında yayınlanmıştır. Katılan ve katılmayan tüm öğrenciler, kursun sonunda belirlenen standart şekilde, tüm kurs programını kapsayan sorular ve alıştırmalarla sınava girdiler ve en az 18 geçme puanı ve en fazla 30 puan cum laude puanı ile değerlendirildi.Dört lisans dersine kayıtlı 525 öğrenciye ilişkin verilerimiz var. Tanımlayıcı istatistikler Tablo 1’de rapor edilmiştir. Öğrencileri rastgele atadık - ders, cinsiyet ve Lise Notu için sınıflandırma - çalışmalarını halka açık bir izleyici önünde sunmak üzere atanan öğrenciler için bire eşit olan (ve yüz yüze sunuma atanırsa 0). Öğrencilerin yarısı Topluluk Önünde Sunuma atanmıştır. Ana bağımlı değişkenimiz Katılım’dır, eğer öğrenci önerilen problem setini çözme görevini yerine getirmeyi ve sözlü olarak sunmayı kabul ederse bire eşit bir kukla (ve aksi takdirde sıfır). Ortalama olarak, öğrencilerin yaklaşık %36’sı, bir birinci yıl kursunda %20’den Ekonometri’de %60’a kadar değişen oranlarda katılmayı kabul etmektedir. İdari verilerden ve anketimizden, bir dizi bireysel özellik hakkında veri topluyoruz. Örneklemimizde% 56’sı kadındır. Lise Notu (İtalya’da 60 ile 100 arasında değişen) ortalama 83.9’dur. Öğrencilerin yaklaşık% 58’i bir Lyceum’a katıldı. Ortalama Yaş 20.3’tür. Yaklaşık% 2’si İtalyan değildir. Her bir dersten Beklenen Not 25.4’tür; Beklenen Bağıl Not, bir öğrenci ortalamadan daha iyi bir not almayı bekliyorsa +1, bir öğrenci ortalamaya eşit bir not almayı düşünüyorsa 0 ve bir öğrenci ortalamadan daha kötü bir not almayı bekliyorsa -1 olarak kodlanır. Ortalaması 0.148’dir. Tablo 1 Riskten Kaçınma, 1’den (risk almak için tam kullanılabilirlik) 10’a (risk almaya istekli olmama) kadar bir ölçekte, riskten kaçınmanın kendi bildirdiği bir ölçüdür; Riskten Kaçınma ortalaması 4.7’dir. Benlik Saygısı, “Kendinizden ne kadar memnunsunuz?” sorusuna 1’den 10’a kadar verilen cevaba dayanır. Bu değişkenin ortalama değeri 7,2’dir. Aile geçmişi ile ilgili olarak, örnek öğrencilerin ebeveynleri ortalama olarak 12.3 yıllık eğitim almıştır. Annelerin ortalama eğitim yılı sayısı çok benzerdir (12.3), ancak bunların yaklaşık %41’i çalışmamaktadır (babaların sadece %6’sı çalışmamaktadır). Son olarak, regresyonlarımızın çoğunda kukla dersler kullanıyoruz: Örnek öğrencilerimizin %38’i Mikroekonomi, %26’sı İktisat İlkeleri (Hukuk Derecesi), %19’u İktisat İlkeleri (Siyaset Bilimi Derecesi),% 16’sı Ekonometri’den gelmektedir.

Sonuç

Riskten kaçınma, rekabet etme isteği, geri bildirimlerden kaçınma gibi bir dizi psikolojik özellik, son zamanlarda meslekler, ücretler ve kariyerlerdeki cinsiyet farklılıklarını açıklamaya katkıda bulunmada özellikle ilgili olarak tanımlanmıştır. Topluluk önünde konuşmanın genellikle kariyer beklentileri ve liderlik pozisyonları ile ilgili olduğu düşünülmektedir. Bilgileri herkese açık, açık ve etkili bir şekilde sunma yeteneği, çeşitli iş ortamlarında önemli bir rekabet avantajı sağlar. Bireylere değerli fırsatlar sunarken, bir topluluğa konuşmak da olası bir endişe ve utanç kaynağıdır. Topluluk önünde konuşma durumlarıyla yüzleşme isteğini veya bu tür yargıya maruz kalmaktan kaynaklanan stresle başa çıkma ve topluluk önünde konuşmada etkili olma becerisini etkileyen faktörler hakkında çok az şey bilinmektedir. Erkekler ve kadınlar, topluluk önünde konuşmanın yarattığı kaygıda farklılık gösterebilir ve bu nedenle, topluluk önünde konuşmaya karşı farklı şekilde isteksiz olabilirler. Bu da kariyer beklentilerinde ve üst pozisyonlara erişimde cinsiyet farklılıklarına neden olabilir.Deney, bir problem setinin çözümlerini sözlü olarak sunarak sınavlarının final notuna eklemek için iki puan kazanabilen 500’den fazla lisans öğrencisini içeriyordu. Öğrenciler, geniş bir izleyici kitlesinin (yaklaşık 100 veya daha fazla öğrenciden oluşan bir sınıf) önünde veya alternatif olarak sadece eğitmene sunum yapmak üzere rastgele atandı. Erkekler ve kadınlar arasında toplum içinde sunum yapma istekleri konusunda çok önemli farklılıklar buluyoruz. Kadınlar yüz yüze sunum yapmaya daha istekli olsalar da, halka açık bir sunum yapma olasılıkları çok daha düşüktür. Bu eğilimin bireysel yeteneklerdeki veya riskten kaçınma, özgüven ve benlik saygısı gibi diğer psikolojik özelliklerdeki farklılıklara bağlı olmadığını gösterebiliyoruz.

Son olarak Türkiyede eğitim durumuna göre cinsiyet farkı ve meslek grubuna göre cinsiyet farklarına değinmek istedim ve TÜİK’den aldığımız verileri inceliyoruz.

library(readxl)
egitim_durumuna_gore_cinsiyetler_arasi_ucret_kazanc_farki_2022 <- read_excel("C:/Users/TechWorm/Downloads/egitim durumuna gore cinsiyetler arasi ucret-kazanc farki 2022.xls")
## New names:
## • `` -> `...2`
## • `` -> `...3`
## • `` -> `...4`
## • `` -> `...5`
## • `` -> `...6`
## • `` -> `...7`
## • `` -> `...8`
## • `` -> `...9`
## • `` -> `...10`
## • `` -> `...11`
## • `` -> `...12`
## • `` -> `...13`
View(egitim_durumuna_gore_cinsiyetler_arasi_ucret_kazanc_farki_2022)
is.data.frame(egitim_durumuna_gore_cinsiyetler_arasi_ucret_kazanc_farki_2022)
## [1] TRUE
fark<-egitim_durumuna_gore_cinsiyetler_arasi_ucret_kazanc_farki_2022

Sonuçlara bakarsak kazanç düzeylerinin hem erkeklerde hem de kadınlarda eğitim durumu ile doğru orantılı olarak yükseldiği görüldü. Eğitim durumuna göre en yüksek yıllık ortalama brüt kazancı yükseköğretim eğitim düzeyine sahip olanlar elde etti. Bu eğitim düzeyinde yıllık ortalama brüt kazanç erkeklerde 207 bin 112 TL, kadınlarda ise 171 bin 568 TL oldu.En yüksek yıllık ortalama brüt ücret-maaşı yükseköğretim eğitim düzeyine sahip olanlar elde ederken, bu eğitim düzeyinde erkeklerin brüt ücret-maaşı 175 bin 463 TL, kadınların ise 145 bin 387 TL olarak gerçekleşti. Cinsiyetler arası ücret veya kazanç farkı, erkek ve kadın arasındaki ücret veya kazanç farkının erkek ücret veya kazancına yüzdesel oranı olarak tanımlanır. Bu fark göstergesi, Kazanç Yapısı İstatistiklerinde yıllık ortalama brüt ücret-maaş ve yıllık ortalama brüt kazanç tutarları üzerinden hesaplanmıştır. Ayrıca bu gösterge; saatlik, aylık veya yıllık ortalama ücret-maaş veya kazanç esas alınarak da hesaplanabilmektedir. Cinsiyetler arası ücret veya kazanç farkı tüm eğitim düzeylerinde erkek lehine gerçekleşti. Yıllık ortalama brüt kazanç ile hesaplanan gösterge için en yüksek fark %19,6 ile lise mezunlarında, en düşük fark ise %14,5 ile ilkokul ve altı mezunlarda gerçekleşti. Yıllık ortalama brüt ücret-maaş ile hesaplanan gösterge için ise en yüksek fark %17,1 ile yükseköğretim mezunlarında, en düşük fark %12,4 ile yine ilkokul ve altı mezunlarda gerçekleşti(TÜİK,2022)

library(readxl)
meslek_grubuna_gore_cinsiyetler_arasi_ucret_kazanc_farki_2022 <- read_excel("C:/Users/TechWorm/Downloads/meslek grubuna gore cinsiyetler arasi ucret-kazanc farki 2022.xls")
## New names:
## • `` -> `...2`
## • `` -> `...3`
## • `` -> `...4`
## • `` -> `...5`
## • `` -> `...6`
## • `` -> `...7`
## • `` -> `...8`
## • `` -> `...9`
## • `` -> `...10`
## • `` -> `...11`
## • `` -> `...12`
## • `` -> `...13`
## • `` -> `...14`
View(meslek_grubuna_gore_cinsiyetler_arasi_ucret_kazanc_farki_2022)

Yıllık ortalama brüt kazanç dikkate alındığında en yüksek cinsiyetler arası fark %22,8 ile sanatkârlar ve ilgili işlerde çalışanlar ve %21,4 ile teknisyenler, teknikerler ve yardımcı profesyonel meslek mensuplarında gerçekleşti. En düşük farklar ise %4,2 ile yöneticiler ve %6,1 ile hizmet ve satış elemanlarında gerçekleşti.Yıllık ortalama brüt ücret-maaş dikkate alındığında en yüksek cinsiyetler arası fark %21,1 ile profesyonel meslek mensupları ve %19,2 ile teknisyenler, teknikerler ve yardımcı profesyonel meslek mensuplarında gerçekleşti. En düşük fark ise %4,4 ile yöneticilerde ve %6,8 ile nitelik gerektirmeyen meslekler ile hizmet ve satış elemanları grubunda gerçekleşti(TÜİK,2022).

library(WDI)
library(tidyverse)
library(explore)

Türkiye için Ulusal parlamentolarda kadınların sahip olduğu sandalye oranı%

women<-WDI(country = "TR", indicator = ("kadın" = "SG.GEN.PARL.ZS"), start = 2003)
describe_all(women)
## # A tibble: 5 × 8
##   variable       type     na na_pct unique     min   mean    max
##   <chr>          <chr> <int>  <dbl>  <int>   <dbl>  <dbl>  <dbl>
## 1 country        chr       0      0      1   NA      NA     NA  
## 2 iso2c          chr       0      0      1   NA      NA     NA  
## 3 iso3c          chr       0      0      1   NA      NA     NA  
## 4 year           int       0      0     21 2003    2013   2023  
## 5 SG.GEN.PARL.ZS dbl       0      0     11    4.36   12.5   19.8
ggplot(women,aes(x=year, y=SG.GEN.PARL.ZS)) +geom_line(colour="red")+theme_dark()

Türkiye’de kadınların ulusal parlamentolarda yıllara göre daha fazla sandalye kazanması, demokrasinin güçlenmesi ve toplumsal cinsiyet eşitsizliği açısından olumlu bir adım olarak yorumlanabilir.