Introduction

GELİRE DAYALI YOKSULLUK

Toplumun genel düzeyine göre belirli bir sınırın altında gelire sahip olan bireyler göreli anlamda yoksul sayılmaktadır.Ülkemizde asgari ücretin altında ücretler alarak, hanesini geçindirmekte olan vatandaşların yoksulluk sebepleri, gelirlerinin sınırın altında kalma sebepleri araştırılmıştır.Eşdeğer hanehalkı kullanılabilir fert medyan gelirinin %50’si dikkate alınarak belirlenen yoksul- luk sınırı 2012 yıllarında TÜİK verilerinde “Eşdeğer hanehalkı kullanılabilir medyan gelirin %50’si dikkate alınarak belirlenen yoksulluk sınırına göre nüfus- un %16,3’ü yoksulluk riski altında kaldı. Kentsel ve kırsal yerler için hesap- lanan yoksulluk sınırlarına göre, kentsel yerlerde bu oran %13,8 iken, kırsal yerlerde %16,3 oldu.” Gelir eşitsizliği ve yoksulluk, tüm dünyada olduğu gibi Türkiye’de de çözüm bekleyen önemli sorunlar arasında yer almaktadır.

ANAHTAR KELİMELER

-YOKSULLUK - GELİR - HANEHALKI GELİRİ -YOKSULLUK SINIRI -İŞSİZLİK VERİLERİ -NÜFUS -KENT VE KIRSAL KESİM -TÜRKİYE GENELİ YOKSULLUK

Literature Review

GELİR VE YAŞAM KOŞULLARI ARAŞTIRMASI,2012(TÜİK)

Gelir and Araştırması (2012) En zengin kesimin geliri en yoksul kesimin gelirinin 8 katı oldu

Yüzde 20’lik gruplarda, en yüksek gelire sahip son gruptakilerin toplam gelirden aldığı pay %46,6 iken, en düşük gelire sahip ilk gruptakilerin toplam gelirden aldığı pay %5,9 oldu.

Buna göre, son yüzde 20’lik grubun toplam gelirden aldığı pay, ilk yüzde 20’lik gruba göre (P80/P20 göstergesi) 8 kat oldu. P80/P20 göstergesi hem kentsel yerler hem de kırsal yerler için 7,2 olarak hesaplandı.

MUTLULUĞUN DURAĞAN DURUM HALİ: YOKSULLUK AÇISINDAN UYUM TEORİSİNE DAYALI BİR ANALİZ

Aktaş (2015) -Yazar Munise Tuba Aktaş(2015)

Bu çalışmanın temel amacı yoksul ülkelerin mutluluk düzeyinin yoksulluğa uyum sağlayıp sağlamadığını tespit etmektir. Çalışma; mutluluk, insani gelişme ve yoksulluk arasındaki ilişkiyi belirlemeye yönelik olarak mutluluk, insani gelişme, kişi başına düşen gelir ve çok boyutlu yoksulluk verilerine dayanmaktadır. Zengin ve yüksek insani gelişme düzeyine sahip ülkelerin ortalama mutluluk düzeyleri de yüksektir. Düşük insani gelişme düzeyine sahip en yoksul ülkelerde ise bireylerin ortalama mutluluk düzeyleri genel olarak oldukça düşüktür. Dolayısıyla gelişmiş ve az gelişmiş ülkeler arasında önemli bir mutluluk açığı söz konusudur. Diğer taraftan yoksulluğun çok şiddetli ve yaygın olduğu düşük insani gelişme düzeyine sahip bazı ülkelerin nispeten daha mutlu olduğu görülmektedir. Bu paradoksal durum uyum teorisinin geçerli olabileceğini akla getirmektedir. Uyum teorisi çerçevesinde yoksulluğun mutluluk üzerindeki olumsuz etkisi zamanla azalmakta, bireysel mutluluk adeta durağan duruma yönelmektedir. Başka bir ifadeyle, beklenenin aksine bireyler yoksulluk gibi olumsuz yaşam koşullarından kısa dönemli olarak etkilenmekte ve referans mutluluk düzeylerine geri dönme eğilimi taşımaktadır. Çalışmada; BM’in İnsani Gelişme Raporu, Dünya Mutluluk Raporu ve Oxford Yoksulluk ve İnsani Gelişim Girişimi (OPHI) verilerine dayalı olarak yapılan uluslararası karşılaştırmalarda, hem en yoksul hem de en mutsuz ülkeler olduğu gibi, en yoksul ülkelerin bazılarında mutluluk düzeyi ve bireysel mutluluk algısının düşük düzeyde olmadığı anlaşılmaktadır. Bu doğrultuda mutluluğun yoksulluğa uyum sağlayabildiği söylenebilir.

VI. TÜRKİYE’DE GELİR DAĞILIMI ve YOKSULLUK ÇALIŞMALARI

Çalışkan (2010) -Yazar Şadan Çalışkan(2010)

Türkiye’de gelir dağılımı konusunda bilinen ilk çalışma, 1933 yılında Ticaret Bakanlığı Konjonktür Dairesi tarafından Ankara ve İstanbul’da yaşayan işçi ve memur ailelerine uygulanan hane halkı gelir ve tüketim harcamaları anketidir. Bu anketi 1938 yılında 20 ili kapsayan bir anket izlemiş, 1953 yılında daha bilimsel bir gelir gider anketi yapılmıştır (Karluk, 2005: 77). Tüm ülkeyi kapsayan ilk gelir dağılımı çalışması, 1963 yılında DPT tarafından yapılmıştır. Daha sonra, 1973 yılında DPT, 1987 ve 1994 yıllarında eski adıyla Devlet İstatistik Enstitüsü (DİE), yeni adıyla Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) tarafından ülke çapında gelir dağılımı çalışmaları yapılmıştır. Ayrıca, 1968 yılında Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi, 1978 ve 1983 yıllarında Merih Celasun tarafından yapılan çalışmalar ile 1986 yılında Türkiye Sanayici ve İş Adamları Derneği’nin (TÜSİAD) yaptırdığı çalışma, gelir dağılımı konusunda yapılan temel çalışmalardır (Şahin, 2007: 581). Türkiye İstatistik Kurumu 2002 yılından sonra ise düzenli olarak, dört yıl arka arkaya gelir dağılımı istatistikleri yayınlamaya başlamış ve önemli bir eksikliği gidermiştir. Ancak, 2005 yılından sonra TÜİK’in gelir dağılımı araştırmalarına ara vermesi; gelir dağılımındaki gelişmelerin takip edilmesi açısından tekrar sıkıntılı bir dönemin başlangıcı olmuştur. Türkiye’de yoksulluk konusunda yapılan araştırma sayısı oldukça kısıtlıdır. Türkiye’de 2002 yılından başlamak üzere, düzenli olarak her yıl TÜİK tarafından yoksulluk çalışmaları yapılmakta ve yoksulluk göstergeleri hesaplanmaktadır. TÜİK, her yıl uyguladığı hanehalkı bütçe anketi tüketim harcaması verilerini kullanılarak çeşitli yöntemlere göre yoksulluk sınırları belirlenmekte ve yoksulluk oranlarını yayınlamaktadır.

Research Design

GELİR DAĞILIMI İLE İLGİLİ TEMEL KAVRAMLAR

Gelir dağılımı, bir ülkede, belirli bir dönemde üretilen millî gelirin; bireyler, hane halkları, toplumsal gruplar, bölgeler ya da üretim faktörü sahipleri arasında bölüşülmesidir. Gelir dağılımı kavramını; millî gelirin bireyler ya da hane halkları, sektörler, bölgeler ve üretim faktörleri arasındaki dağılımını esas alarak dört farklı biçimde tanımlamak mümkündür. Ayrıca, faktör gelirlerinin çeşitli yollarla devlet tarafından yeniden dağıtılmasını tanımlamak üzere geliştirilen yeniden dağılım kavramı da bulunmaktadır.

Fonksiyonel Gelir Dağılımı

Fonksiyonel dağılım, gelirin üretim faktörü sahipleri arasındaki dağılımını gösterir. Üretim sürecine katılan faktör sahiplerinden her biri, üretilen mal ve hizmetlerden; ücret, rant, faiz ve kâr adı altında bir pay alırlar. Bu paylar karşılığında yapılan ödemeler üretim faktörü sahiplerinin gelirlerini oluşturur. Fonksiyonel dağılım; gelirin özellikle emek sahipleri ve diğer üretim faktörü sahipleri arasındaki dağılımını analiz etmek amacıyla kullanılan bir kavramdır. Bunun nedeni, toplumun büyük çoğunluğunu oluşturan bağımlı çalışanların asıl gelirlerinin emek geliri oluşu, yüksek gelirlilerin tamamına yakın bir kısmının ise emek dışı gelir elde etmesidir. Fonksiyonel dağılımı daha detaylı olarak incelemek amacıyla, üretim faktörleri alt bileşenlerine ayrılarak da analiz yapılmaktadır. Örneğin; millî gelirin maaş ve ücret, yevmiye, müteşebbis ve mülk gelirleri biçiminde tasnif edilerek analiz edilmesi bu amaçla yapılmaktadır.

2. Bireysel Gelir Dağılımı (Hanehalkı Gelir Dağılımı)

Bireysel gelir dağılımı, millî gelirin toplumu oluşturan birey ya da hane halkları arasındaki dağılımını gösteren gelir dağılımı kavramıdır. Bireysel gelir dağılımında birey ya da hanelerin millî gelirden aldığı payın ücret, kâr, rant ya da faiz olmasının bir önemi yoktur. Birey bunlardan sadece birisine sahip olabileceği gibi hepsine de sahip olabilir. Bireysel gelir dağılımında önemli olan, bireyin geliri ne adla elde ettiği değil, ne kadar gelir elde ettiğidir. Bireysel gelir dağılımı hesaplanmalarında genel anlamda millî gelirin bireyler ya da hane halkları arasında eşit olmayan dağılımının ortaya konulması hedeflenmektedir. Bu nedenle, bireysel gelir dağılımı araştırma sonuçlarından söz edilirken “gelir eşitsizliği” kavramı kullanılmaktadır. Gelir dağılımı kavramı daha yansız bir anlam taşırken, gelir eşitsizliği kavramı gelir dağılımının adaletsiz yanına vurgu yapmaktadır.

3. Bölgesel Gelir Dağılımı

Bölgesel gelir dağılımı, bir ülkenin millî gelirinin farklı ölçütlere göre belirlenen bölgeler arasındaki dağılımının belirlenmesi amacıyla kullanılan gelir dağılımı tanımıdır. Bölgesel dağılım hesaplamalarında, ülke genellikle coğrafi bölgeler, yerleşim birimlerinin niteliği (kır ya da kent olması) ya da gelişme düzeyine göre bölgelere ayrılarak analiz yapılır. Millî gelir, hemen hemen hiçbir ülkede bölgeler arasında eşit olarak dağılmaz. Bu dağılım kavramı özellikle, ülkenin gelişmiş ve azgelişmiş bölgeleri arasındaki farkları ortaya koymak amacıyla kullanılır. Bölgeler arası gelir dağılımı eşitsizliğini ölçmenin yolu; her bölgede kişi başına düşen millî gelirin karşılaştırılmasıdır. Bölgesel gelir eşitsizliği verileri; bölgesel gelişmişlik farklarını gidermek amacıyla uygulanacak politikaların belirlenmesinde politika yapıcılar açısından dikkate alınması gereken önemli bir veri seti olma özelliğindedir.

4. Sektörel Gelir Dağılımı

Sektörel gelir dağılımı kavramı, iktisadi faaliyet kollarının; sanayi, tarım ve hizmetlerin millî gelirden aldıkları payların ortaya konulması amacıyla kullanılır. Sektörel dağılım hesaplamaları ile zaman içinde gelir dağılımındaki meydana gelen değişikliklerin hangi sektörlerin lehine ya da aleyhine değiştiği analiz edilir. Ekonomik gelişme sürecinde temel sektörlerin millî gelir içindeki ağırlığının takip edilmesi için uygun bir gelir dağılımı tanımıdır. Normal koşullarda bir ülke geliştikçe sanayi ve hizmetler sektörünün payının artması, tarımın payının azalması beklenir.

5. Gelirin Yeniden (İkincil) Dağılımı

Gelirin yeniden dağılımı, devletin bireylerin üretimden elde ettikleri ilk gelir ile nihâi gelirleri arasında fark meydana getirmesi olayıdır. Bu anlamda, devletin aldığı her karar, yaptığı her harcama ve elde ettiği her gelir, gelir dağılımına bir müdahaledir (Dilik, 1976: 33). Yeni vergilerin konulması, mevcut vergilerin oranlarının değiştirilmesi, kamu harcamalarının miktar ve bileşiminin değiştirilmesi, regülasyon uygulamaları, taban fiyatlarının belirlenmesi, tarımsal destekleme kapsamının belirlenmesi, asgari ücretin belirlenmesi vb. uygulama ve kararlar, gelir dağılımının değiştirilmesi ile sonuçlanmaktadır. Ancak, devletin gelir dağılımında değişiklikle sonuçlanan tüm uygulamalarında, yoksul kesimin durumunu dikkate alarak, mümkünse gelir eşitsizliğini azaltmaya çalışması, sosyal devlet anlayışının bir gereğidir. Piyasada oluşan gelir dağılımını etkilemede kamusal müdahale ve sosyal devlet harcamaları önemli bir rol oynamaktadır. Devlet bir taraftan vergilendirme yoluyla yeniden dağılımı sağlarken, diğer taraftan sosyal nitelikli harcamaları ile çeşitli gelir grupları ve sınıfların piyasa dağılımı sonucu elde ettikleri payları değiştirmektedir. Vergi sisteminin gelir dağılımını düzeltmek amacıyla kullanılması, önemli bir maliye politikası aracıdır. Wagner’in toplumsal adalet ile vergi adaleti arasında sıkı ilişkiye dikkatleri çeken görüşlerini ifade etmesinden sonra; gelir dağılımındaki dengesizlikleri azaltmak, vergi politikasının temel amaçları arasında yer almıştır. Gelir vergisi, iyi uygulandığı ülkelerde gelir dağılımını düzeltmede etkili bir araçtır.

\[ Yoksulluk oranı = \beta_0 + \beta_1(gelir seviyesi) + \beta_2(eğitim düzeyi)+\epsilon \]

library(WDI)
indicators <- c ("NY.GDP.MKTP.CD" , "SE.PRM.ENRR" , "SI.POV.NAHC")
data <- WDI (country = "all", indicator = indicators,)
library(explore)
describe_all(data)
data <- data [complete.cases(data), ]
data %>% describe_all()
model <- lm(SI.POV.NAHC ~ NY.GDP.MKTP.CD + SE.PRM.ENRR, data = data)
summary(model)
## 
## Call:
## lm(formula = SI.POV.NAHC ~ NY.GDP.MKTP.CD + SE.PRM.ENRR, data = data)
## 
## Residuals:
##     Min      1Q  Median      3Q     Max 
## -23.259  -9.032  -2.724   5.131  47.057 
## 
## Coefficients:
##                  Estimate Std. Error t value Pr(>|t|)    
## (Intercept)     1.047e+01  4.394e+00   2.384  0.01733 *  
## NY.GDP.MKTP.CD -2.322e-12  3.318e-13  -6.998 4.89e-12 ***
## SE.PRM.ENRR     1.367e-01  4.277e-02   3.196  0.00144 ** 
## ---
## Signif. codes:  0 '***' 0.001 '**' 0.01 '*' 0.05 '.' 0.1 ' ' 1
## 
## Residual standard error: 13.01 on 957 degrees of freedom
## Multiple R-squared:  0.05885,    Adjusted R-squared:  0.05689 
## F-statistic: 29.92 on 2 and 957 DF,  p-value: 2.483e-13
library(ggplot2)
predicted <- predict(model)
df <- data.frame(Gercek = data$SI.POV.NAHC, Tahmin = predicted)
ggplot(df, aes(x = Tahmin, y = Gercek)) +
  geom_point(color = "blue") +  # Noktaları çiz
  geom_abline(intercept = 0, slope = 1, color = "red") +  # 1:1 doğrusu
  labs(x = "Tahmin Edilen Yoksulluk Oranı", y = "Gerçek Yoksulluk Oranı", title = "Gerçek ve Tahmin Edilen Yoksulluk Oranları") +  # Eksen etiketleri ve başlık
  theme_minimal() 

Results

Gelir düzeyi ve eğitim seviyesi gibi faktörlerin yoksulluk üzerindeki etkilerini anlamak, sosyal politika oluşturucuları ve karar vericiler için önemlidir. Bu sonuçlar, gelir eşitsizliğini azaltma ve eğitim fırsatlarını genişletme gibi politika girişimlerinin yoksulluğun azaltılmasına nasıl katkıda bulunabileceğini anlamada önemli bir rol oynayabilir. Ancak, modelimizin sınırlılıkları göz önüne alınmalı ve yoksullukla mücadelede daha kapsamlı bir yaklaşımın benimsenmesi gerekebilir. Bu nedenle, gelecekteki çalışmaların daha fazla değişkeni dahil etmesi ve farklı modelleme tekniklerini kullanması önerilir.

Conclusion

Aktaş, Munise Tuba. 2015. “MUTLULUĞUN DURAĞAN DURUM HALİ: YOKSULLUK aÇISINDAN UYUM TEORİsİNE DAYALI bİr ANALİz.” Hak İş Uluslararası Emek Ve Toplum Dergisi 4 (10): 44–65.
Çalışkan, Şadan. 2010. “Türkiye’de Gelir eşitsizliği Ve Yoksulluk.” In Journal of Social Policy Conferences, 89–132. 59. Istanbul University.
Gelir, TUİK, and Yaşam Koşulları Araştırması. 2012. “TUİk Haber bülteni. 2013.” Sayı.